Ad Soyad :
Oğuz Arıkan
Türk Perakendesine Bakış
Türk Perakendesinin gelişiminie kısa bakış
Biz profesyoneller yabancı firmalarda sürekli 2010lu yıllarda yabancı yatırımcılarınTürkiyede yatırım yapacağını , bu firmalarında toplam perakende işinin çok büyük bir %sini alacağını ifade eden yorum ve analizler ile iş yönetimlerimize yön vermeye çalıştık. Bunun en büyük nedeni ülke içindeki yatırımcıların bu sektöre olan güvenlerinin ve mevcut politik yapının oturmaması ve Türk tüketicisininde bu yabancı firmaların getirmiş oldukları yeniliklere karşı olan tutumlarından kaynaklanmakta idi. 2000 yıllarda üst düzey yönetici olarak çalışmakta olduğum yabancı bir tedarikçi firmada, oluşan ekonomik krizde nasıl bir yol izleyeceğimizi belirler iken hep genel merkezden gelecek olan nakit yardımlara güvenerek daha radikal kararlar alabiliryorduk. Bu durum perakendeci firma içinde aynı yapıda ilerlemekte hatta bu tip durumlar Pazar paylarını artırmada fırsat olarak bile görülmekte idi. Oysaki her bir  yabancı firmanın elde ettiği kar üzerinden yurtdışına katkı payı verilmesi yapılmakta olup bunlar daha sonra çeşitli kurumların kredilerileri olarak ülkeye geri dönmekte ve olan yine Türk tüketicisine olmakta idi.
Bu yapı 2000 li yıllarda bu şekilde ilerler iken oluşan global kriz tamamen oyunu yönünüdeğiştridi. Artık yapancı perkandeci firmalar kendi kar zarar tablolarında karsızlığı izah edemez duruma geldiler ve yurtdışından gelen yardımlarda artık kesildi. 2008 yılındaki bu gelişmeler artık ülke perakendecisi içinde bir fırsat olarak karşımıza çıktı. Artık bizim perakendecilerimizde ürün kalitesi, raf yönetimi, mağaza yönetimi gibi birçok konuda bilgi sahibi oldu ve artık ciddi rekabet eder duruma geldi. Özellikle tüketicilerinde artık bildikleri ve alışık oldukları alış veriş kriterlerini bu noktalarda bulması ve birçok yeni mağazanındaaçılması lokal perakendecilrein organizae perakende den almış oldukları Pazar paylarında ciddi artışlar sağlamaya başladı.
Hızlı bir büyüme trendine karşısında yine ülke üreticilerinde desteği ile kendi içlerinde de birleşme ve satınalmamalar oluşmaya başladı . Bunun ile birlikte yurtdışı örneklerinde alınangüzel örnekler ciddi yeni tükletici alışkanlıklarının oluşmasını ve bunlara yön verilmesinideberaberinde getirdi.
Bim,Şok, A101,OnurEx, Hakmarex gibi lokal indirim marketleri tüketiciler tarafında daha fazla vermiş oldukları hizmet ve bulundurdukları portföy zenginliklerinide geliştirmeleri ,mağaza sayılarını agresif artırmaları her geçen gün alış verişçi yapısınıda yönlendirir bir yapıya gelmelerini sagladılar .
Örneğin Bim ülke markası dünyada enfazla ciro yapan ilk 10 indirim marketin içine bile girme başarınısı gösterdi.Bu kanaldaki bu tip artışlar hem Türk hemde yabancı büyük yatırımcılarını ortaklılklarınıda beraberinde getirdi.
Özelikle günümüzde ise en kritik 3 faktör perakende sektörümüz önünde durmakta.
Verimlilik , Bağlılk ve Eğitim ..
Verimlilik, hızlı büyümelerin artık biraz daha yavaşlaması ile birlikte karlılıkların düşmesi ve her bir maliyet kaleminin perakendeci karşısında ciddi sıkıntı olarak ortaya çıkmakta ve daha da belirğin şekilde çıkacağınıda göstermekte. Artık her bir perakendeci depolama,m2,cm2 raf verimliliği, portföy verimliliği , raf dönüş hızı,stok devir hızı,eleman maliyeti , fire gibi bir çok konuda her bir değerin ölçümünü en ince ayrıntısına kadar ölçer duruma gelmeye amaçlamakta ki daha da bu konuda yatırım yapacakları görülmekte.Bunların ışığında da her bir tedarikçi eskiden olduğu gibi diğer firmaya verilen şartlar ile aynı gibi ibareler yerine maliyetlerime göre demeyi ögrenmekteler.
Bağlılık ise aslında sadık müşterilerin sayısının artırılması ve standart bir ciro yapısına ulaşılmasının sağlanması şeklinde yorumlanabilir. Her bir perakendecinin dünyanın her yerindeki ilk hedefi sadık müşteri sayısını artırmaktır. Yani sadece fiyat ile hareket eden değil diğer değerleri ile sadık müşterilerini artırmaya çalışılmasıdır.
Özellikle tüketicilere özel aktiviteler, Kartlar, Araç servisleri gibi bir çok konuda aslında standart hale gelmiş bir yapıda var. Bu konuda artık uzmanlaşmış perakendeciler sayılarıdaartacak gibi. Örneğin manav ihtiyacı bir perakendeciden , şarküteri başka,kuru gıda başka gibikonualrda gelişmiş ülkelerde kaşımıza çıkmakta.Müşterilerini başka noktalar yönlendirilmemesi temel hedef zaten .Bu konuda artık tüketci araştırmalarınında payı artar durumda ve birçok perakendeci bu araştırmaları kullanmakta.
Eğitim konusu ise bu sene Perakende konfersansınında temel konularında bir tanesi idi. Evet hızlı büyüdük,IT desteği aldık , rakiplerimizden pay aldık. Daha fazla mağaza ile daha fazla tüketiciye gittik . Ancak mağazaya giren tüketiciye iyi hizmet vermediğimiz ,dogru mağaza yönetim tekniklerini elemanlarımıza uygulatmadığımız, fire oranımızı elemanımıza nasıl düşürüleceğini göstermediğimiz ve takip etmediğimiz … gibi bir çok konuda aslında Eğitimli eleman kullanamadığımız ve bulamadığımız sürece hem mağazalarımıza tüketici bir dahagirmez,vermliliğimiz fireler stok maliyetleri vs gibi nedenler ile düşer.
Kısacası işin en temelinde Eğitim gelmektedir.
Hızlı büyümelerin en kötü tarafıda insan kaynakları hep sonradan görülmesidir.İyi olanlar hemen yükselmek ister, rakip onları almak ister vs gibi nedenler ile sirkülasyon yüksek olur. İyilerin büyümenin etkisi ile yükselmeleri ve yerlerine eleman yetiştirememeleri veya yereli olmaları nedeni ile şuanda perakende sektörürünün en büyük problemi olarak karşımzaçıkmaktadır.Ucuz iş gücü ile büyük cirolar ulaşmak temel amaçtır ancak iktisadın temel kurucularında olan Keynes’inde dediği gibi ‘’ucuz mal tüketecek kadar zengin değilim ‘’ var sayımız eleman konusu içinde geçerlidir. Unutmayalım milyon dolarlık yatırımlarımızı emanet ederken eğitimli olunması gerekmektedir.Burdaki tasarruf aslında kayıp olması halinde aslında görecelidir.Kısacası artık daha fazla eğitim için bütçe,kalifiye eleman bulmak için bütçe ,alt yapı çalışmaları gibi konular gelecek beş yıl için çok daha fazla karşımıza çıkacak gibi gözükmekte.
 
Sonuç itibarı ile yerel perakencilerimizin gelişmesi ve büyümesi Türk ekonomisine olan katkısı gelencek dönemde de artarak devam edecek gibi gözükmektedir. Son dönemde dünyadaki ekonomik krizin artık aşıldığı gözükme olup Türkiye gibi büyüyen pazarlara yönlenmelerin artabileceğinide göstermekte. Buda rekabet düzeyinin artarak devam edeceğini göstermekte ve belirtmiş olduğum gibi Verimlilik,Bağlılık ve Eğitim temel konularımızın daha artacağını göstermektedir.
 
Saygılarımla
 
Oğuz Arıkan
 
  Yazıyı Paylaşın


Oğuz Arıkan isimli yazara ait tüm yazılara ulaşmak için tıklayın !